20 Aralık 2020 Pazar

yarıda kalan bir bahar yazısı

                                              


   Vurdu kalın parmaklar
   yazı makinamın dişlerine.
   Kâğıtta her harfi majeskülle dizilmiş
                               üç kelime var :
   BAHAR
      BAHAR
           BAHAR
   Ve ben şair musahhih
   ve ben her gün
   iki liraya
            2.000 kötü satır okumaya
                                 mecbur olan adam,
   ve ben
       neden
           bahar geldi de hâlâ
             muşambası kopuk
             kara bir koltuk
                gibi oturmaktayım?
   Kasketini kendi kendine giydi kafam,
                 fırladım matbaadan
                                    sokaktayım .
   Yüzümde mürettiphanenin
                          kurşunlu kiri,
   cebimde 75 kuruşum var.
                     HAVADA BAHAR..

   Berberlerde pudralanıyor
                     Babıâli paryasının
                                sarı
                            yanakları .
   Ve güneşli aynalar gibi yanıyor
          kitapçı camekânlarında
                üç renkli kitap kapakları .
   Fakat benim
   bu caddede yaşıyan,
   kapısında ismimi taşıyan
   bir formalık "ALFABE"m bile yok!
   Adam sen de ne çıkar!
   Başım dönmüyor geri,
   yüzümde mürettiphanenin
                              kurşunlu kiri
   cebimde 75 kuruşum var .
                     HAVADA BAHAR...

                            .
   Bu yazı yarıda kaldı.
   Yağmur yağdı satırları sel aldı .
   Halbuki ben neler yazacaktım neler...
   3.000 sayfalık 3 cildinin üstünde
                          aç oturan muharrir
   bakmıyacaktı da camına kebapçının,
   tombul esmer kızını Ermeni kitapçının
   ışıklı gözleri ile taşlıyacaktı...
   Deniz kokmaya başlayacaktı .
   Terli kızıl bir kısrak gibi
                       şahlanacaktı bahar,
   ve ben onun çıplak sırtına atlar
                                       atlamaz
                                 sürecektim sulara.
   
     Sonra
     her adımda peşimden gelecekti
                                yazı makinam .
   Ona diyecektim :
                      - Etme anam
                           beni bırak bir saat rahat...

   Sonra,
   saçları düşmeye başlayan başım
                             haykıracaktı uzaklara :
                                          - ÂŞIKIM...

   27 benim yaşım
   onun yaşı 17 .
   Kör şeytan
   topal şeytan
   kör topal şeytan
   gel bu kızı sev,dedi,
                   diyecektim;
                        diyemedim,
                             derim yine!
   Ama yağmurmuş
             yağıyormuş,
   yazdığım satırları sel almışmış
   cebimde 25 kuruşum kalmışmış
                                           ne çıkar...
   Bahar geldi bahar geldi bahar
                          bahar geldi ulan !
   Tomurcuklandı içimde kan! ! !

Nazım Hikmet
1929



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder