15 Şubat 2026 Pazar

musalla taşında açan gül

 





Yağmur bu kadar inceyken

Ağır açan bir gül kadar hafifken merhamet

Ölüm çok ağır Allah'ım

Ölüm çok ağır, affet.


Hafiften bir yağmurla Allah'ım

Musalla taşında bir gül kıl beni

Usulca bir güvercin

Kaldırsın ince kırmızı giysilerimi.


İznin olursa açılsın kuş dili

Söyleyiversin ince naif şarkılar

Zamanın süzgecinden geçen bedenimi

Dağıtıp savursun ruhumla birlik rüzgar. 



Hüseyin Atlansoy 

14 Şubat 2026 Cumartesi

HİCRETİN 1429. YILI



Benim çocuklar 4/B ile yaptıkları maçın son iki dakikasına 3-2 önde girdikleri halde iki dakikada iki gol yiyip maçı 4-3 kaybediyorlar gri ve soğuk gökler altında. Çok uğraştılar, ama yenildiler. Yenilgiyi kabullenemeyenlerin yüzlerindeki güzel kederle ayrıldılar sahadan.5/B’ye de 2-0 yenildiler bir önceki maçta.Hiç bir maç bana onları izlemek kadar keyif vermiyor.Bu yıl ve geçen yıl futbol turnuvasında şampiyon olmuşlardı.Onları diğer sınıflar da tanır.Ve onları yendiklerinde neden çok sevindiklerini anlayabiliyorum.İyi ve sağlam, futbolu şimdiden bilen bir takımı yeniyorlar.Saha kenarındaki tüm çırpınmalarım mağlubiyeti engelleyemiyor.Üzgünüz.Ama bu yenilgi bile bana başka türlü görünüyor.Bana benziyorlar yenilirlerken.Onları bu yenilgiden sonra daha çok seviyorum.Kendimi de o maçta görmek mübalağalı görünebilir.Ama biri de böyle bakmalı olup bitene.

                                         

                                             ERKAN

                               KADİR BERKAY MALİ

                                             TAMER                                                          

                               FURKAN             ENVER

                                              MEHDİ

                                             AHMET


Hiçbir mağlubiyeti hazmedemiyorlar. Bu hazmedemeyişlerindeki öfkeyi yontmak istemiyorum.Yenildiklerinde çamur yapıp sağa sola sataşmıyorlar.Ama hırslarından ağlayanı,birbirine kızanı,başı önde sinirle sahadan ayrılanını görmek hoşuma gidiyor.Çok güzeller.Hırsla oyuna asılıyorlar.Bir vakitler ben de öyleydim.Kendilerinden geçerken yüzlerindeki ciddiyet onları gözümde büyütüyor.Ve bu 4-3lük yenilginin burukluğuyla kalıyorum.Gökyüzü çok uzaklarda bu hatırayı belleğine alırken biz yeryüzünde hayatlarımızın bir parçasını daha kaybetmenin şiiriyle, çocukların yüzünden bana düşen hüzünle ve bunlarla yapayalnız…


...............


10 Şubat 2026 Salı

AŞ(K) ŞİİRİ


 

Sen hüzne güzelliksin fotoğrafta

Dilini kaybeden şarkılar sensin

Bir gece uykuna yağmur yağarsa

O yağmur bendendir ıslansın sesin


Senin gözlerinde benden bir şey var

Ne kadar bakarsam o kadar bensin

Aş şiiri ara desem kendime

Baktığım her yerde görünmeyensin


...........


1 Şubat 2026 Pazar

SIFIR EMPATİ


........


it yününden kesilmiş hırpani kumaşımla

dikiş dikiş kanadım -yozdular yabandılar

red meseli divitler karadut ağaçları

içip içip kanadım kavdılar kabuktular


.......

4 Ocak 2026 Pazar

acılara tutunmak

 




acı çekmek özgürlükse
       özgürdük ikimiz de
o yuvasız çalıkuşu
        bense kafeste kanarya
o dolaşmış daldan dala
            savurmuş yüreğini
ben bölmüşüm yüreğimi
       başkaldıran dizelere

kavuşmak özgürlükse
       özgürdük ikimiz de
elleri çığlık çığlık
           yanyana iki dünya
ikimiz iki dağdan
iki hırçın su gibi
            akıp gelmiştik
buluşmuştuk bir kavşakta
unutmuştuk ayrılığı
yok saymıştık özlemeyi
        şarkımıza dalmıştık
mutluluk mavi çocuk
       oynardı bahçemizde

aramakmış oysa sevmek
özlemekmiş oysa sevmek
bulup bulup yitirmekmiş
          düşsel bir oyuncağı
yalanmış hepsi yalan
sevmek diye birşey vardı
      sevmek diye birşey yokmuş
acılardan artakalan
           işte bu bakışlarmış
kuğu diye gözlerimde
       gün batımı bulutlarmış
yalanmış hepsi yalan
savrulup gitmek varmış
       ayrı yörüngelerde 


acı çektim günlerce
acı çektim susarak
şu kısacık konuklukta
deprem kargaşasında
yaşadım birkaç bin yıl
      acılara tutunarak
acı çekmek özgürlükse
          özgürdük ikimiz de

Hasan Hüseyin Korkmazgil 

3 Ocak 2026 Cumartesi

KALPTEKİ HAYVAN

 



Yazmak da hatıra oldu. Uzun zamandır bana yazı yazdırmadı hayat. Yazmak çaresizlik haline geldiğinde, çaresizlik yazıya döndüğünde başta yoruluyor insan ki cümleler aşılacak dağlar gibi... Yazı yazan adam! Kimdir o? Ne yapıyor? Allah'a mı, kime yazıyor. Allah okuyor mu bunları? Yazı yazan adam dua ediyordur. Yazı yazan adam kendiyle konuşandır. Belki hep kendisiyle konuşmuştur. Savaşmıştır. Kalbindeki hayvanla savaşmıştır. 

Kalplerimizde bir hayvan var bizi yiyip bitiriyor. Fare gibi desem yetmez, küçük bir köpek, vaşak, kurt değil, sırtlan belki, kemiriyor, ısırıyor, kanatıyor, görünmediği için onu yenemiyoruz. Onunla baş edilmiyor. Onu verdiği acıdan tanıyoruz,ısırmasından, acıtmasından. Elimizi kalbimize sokup onu çıkarıp atamıyoruz. O devam ediyor, güzellik düşmanı. Şarkılar dinliyoruz onun ısırma seslerini duymamak için. Kan akıyor, akıyor, kan yayılıyor yüzümüze, kanlı yüzlerimizin hazin tebessümü ile bakıyoruz kendimize. Kendimize acıyoruz. Kendimiz olmaya acıyoruz. Kalp Savaş meydanı, onun av sahası. Kalp bitmiyor, savaş bitmiyor. Kalpteki hayvanla baş edemiyoruz. Sesleri duyuluyor bak, ısırma, kemirme sesleri. 

Yapacak hiç bir şey yok. Unutmanın afyonunu serpmek istiyoruz kalplerimize, hayvan onu da yutuyor. Gün başlıyor ısırık sesleri ile, hayvan oluşumuzu hatırlatıyor o sesler. Biz insan olan hayvanlar o kemirme seslerini duya duya anlıyoruz ki biz de dil ve zarafet sahibi ya da diyelim örtünen hayvanlarız. Küçük bir hayvan , Nemrut'un beynindeki sinek gibi, bazı asalaklar gibi bizi yiyip bitiriyor. O seslerle yemek yiyoruz,çay içiyoruz, yürüyoruz, işimizde gücümüzdeyiz. Kulaklarımız yeterince duysa dünya o seslerin cehennemi olacak. İyi ki duymuyoruz. 

Ben bunları yazıyorum o sesi duymamak için. Yazı bitince o sesle kalacağım. Yazıyı uzatmak istiyorum bunun kaçış olduğunu bile bile. Yazıdan da yükseliyor o kemirme sesleri. 

Başta bu hayvan sevimli bir kedi ya da köpek yavrusu, kuş misali yumuşak, güzelliklerle beslenen bir hayvandı. Hep öyledir. Onu besleyemedik mi nedir kalbe sığan bir canavara döndü. Besini kalmayınca,  kalbimizi yemeye başladı. Gece gündüz kemiriyor. Ona şiirler okuyoruz. Ona şarkılar ekliyoruz. 

Durmuyor.

1 Ocak 2026 Perşembe

GAM GÜZELİ

 


                                                                                         Annem için



İnsanlıktan çıktı mı aşka girer yal’nayak

Lügati paralamış yürek ki hala dilsiz

Niyet edip yattığı düşlerde onu sorar

Öyküsünü arayan bozkırlarda marşandiz


........

5 Aralık 2025 Cuma

DEDE KORKUT'UN ZAMANLAR AŞIP GELEREK AK ALNIMDAN ÖPÜP ANLATTIĞIDIR


 

Geldi Dede Korkut dedi Hanım hey!

Söyledi günlerin tez olduğunu

Gökçe donlu hayat dört mevsim sürer

Sonunun üç parça bez olduğunu


Göçebe bir ırmak anlattı bana

Yola çıktığında yaz olduğunu

Yalınç kayalıklar kızıl balıklar

Söylemiş vaktinin az olduğunu


Güz gelince düşen yaprağa bakmış

Obalar yurtluklar boyunca akmış

Kara yer üstünde çıralar yanmış

Anlamış kalanın köz olduğunu



.............