24 Eylül 2022 Cumartesi

kitaplarda ölmek

                    

Adı, soyadı
Açılır parantez
Doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti
Kapanır parantez.

O şimdi kitaplarda bir isim, bir soyadı
Bir parantez içinde doğum, ölüm yılları.

Ya sayfa altında, ya da az ilerde
Eserleri, ne zaman basıldıkları
Kısa, uzun bir liste.
Kitap adları
Can çekişen kuşlar gibi elinizde.

Parantezin içindeki çizgi
Ne varsa orda
Ümidi, korkusu, gözyaşı, sevinci
Ne varsa orda.

O şimdi kitaplarda
Bir çizgilik yerde hapis,
Hâlâ mı yaşıyor, korunamaz ki,
Öldürebilirsiniz.

Behçet Necatigil

6 Eylül 2022 Salı

"GEZECEĞİM, DOĞDUĞUM EVİN ODALARINI."


Zaman yolculuğu falan hayal ettim gene, moraller üzgün olunca bu kaçışlar oluyor. Olur.

Şu sağdaki masalarda oturduk 4 yaz önce. Bunda ne var? Bir şey yok. Hatırladıkça daha güçlü var oluyorlar, ne bileyim. Islak çarşılar, söğüt gölgeleri, esnaf sesleri, tavla şıkırtıları, yoldan geçen vızırtılar... evet hayat. Bunları ölümün elinden kurtarmak için yazmak zorunda hissetmek. Daha sağlam, daha müşfik, daha güçlü. Ustaca. Zamanın gelmemecesine gidişine karşı yazmak yazmak yazmak.... Ve evet Turgutlu'sun sen bizim canımız!
Ne diyordum? Sanki çok yaşamışım, sanki dolu dolu yaşamışım gibi benim bu geçen zamana kelimeler dolusu gözyaşı döküşlerim... Ve kahrolsun bu virgüller de!
2006 sonbaharı, duvarları sarı ev, 51 ekran TV, Erkan da olsun. Memleket meseleleri ve sinema konuşalım. Durdura durdura izleyelim filmleri, üzerinde dura dura,kahkahalı, küfürlü. Anlatacağımız şeyler olsun, hiç anlatılmayan şeyler, "bunu yazsana" densin sonra.
Ben o VCD'de ( Trident ) izlediğim filmlerin( 2002 -2010) tadını sonradan hiç bir izlemede alamadım. O evde yazdığım yazıların ve şiirlerin hızına varamadım da sonra. Ayda 33 şiir yazdığım da oldu o evde. O küçücük kablolu,gri, polifonik telefonda yaptığım konuşmaların coşkusu da bambaşkaydı. Tren falan geçerdi evin elli metre ötesinden." Sen arşınlıyorken bambaşkaydı kaldırım"
Ne diyordum? Zaman köpek gibi geçiyor bileklerimi kemire kemire.

5 Eylül 2022 Pazartesi

1 Temmuz 2022 Cuma

bukalemunlar



 "Sonra bir gün yazmaya başladım, kendimi soylu ancak acımasız bir efendiye bir ömürlüğüne zincirlediğimi bilmeksizin. Tanrı size bir yetenek verdiğinde, yanında bir de kamçı verir; ve bu kamçı yalnızca kendi kendinizi kırbaçlamak içindir."


Truman Capote
Bukalemunlar İçin Müzik



16 Haziran 2022 Perşembe

hürriyet kasidesi

                                                          


Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selametten
Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten

Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten
Mürüvvet-mend olan mazluma el çekmez ianetten

Hakir olduysa millet şanına noksan gelir sanma
Yere düşmekle cevher sakıt olmaz kadr ü kıymetten

Vücudun kim hamir-i mâyesi hâk-i vatandandır
Ne gam rah-ı vatanda hak olursa cevr ü mihnetten

Muini zalimin dünyada erbab-ı denaettir
Köpektir zevk alan sayyad-ı bi-insafa hizmetten

Hemen bir feyz-i baki terk eder bir zevk-i faniye
Hayatın kadrini âli bilenler hüsn-i şöhretten

Nedendir halkta tul-i hayata bunca rağbetler
Nedir insana bilmem menfaat hıfz-ı emanetten

Cihanda kendini her ferdden alçak görür ol kim
Utanmaz kendi nefsinden de ar eyler melametten

Felekten intikam almak demektir ehl-i idrake
Edip tezyid-i gayret müstefid olmak nedametten

Durup ahkam-ı nusret ittihad-ı kalb-i millette
Çıkar asar-ı rahmet ihtilaf-ı rey-i ümmetten

Eder tedvir-i alem bir mekînin kuvve-i azmi
Cihan titrer sebat-ı pay-ı erbab-ı metanetten

Kaza her feyzini her lutfunu bir vakt için saklar
Fütur etme sakın milletteki za'f u betaetten

Değildir şîr-i der-zencire töhmet acz-i akdamı
Felekte baht utansın bi-nasib- erbab-ı himmetten

Ziya dûr ise evc-i rif'atinden iztırâridir
hicâb etsin tabiat yerde kalmış kabiliyetten

Biz ol nesl-i kerîm-i dûde-i Osmaniyânız kim
Muhammerdir serâpâ mâyemiz hûn-ı hamiyetten

Biz ol âl-i himem erbâb-ı cidd ü içtihâdız kim
Cihangirâne bir devlet çıkardık bir aşiretten

Biz ol ulvi-nihâdânız ki meydân-ı hamiyette
Bize hâk-i mezar ehven gelir hâk-i mezelletten

Ne gam pür âteş-i hevl olsa da gavgâ-yı hürriyet
Kaçar mı merd olan bir can için meydân-ı gayretten

Kemend-i can-güdâz-ı ejder-i kahr olsa cellâdın
Müreccahtır yine bin kerre zencîr-i esâretten

Felek her türlü esbâb-ı cefasın toplasın gelsin
Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten

Anılsın mesleğimde çektiğim cevr ü meşakkatler
Ki ednâ zevki aladır vezâretten sadâretten

Vatan bir bî-vefâ nâzende-i tannâza dönmüş kim
Ayırmaz sâdıkân-ı aşkını âlâm-ı gurbetten

Müberrâyım recâ vü havfden indimde âlidir
Vazifem menfaatten hakkım agrâz-ı hükümetten

Civânmerdân-ı milletle hazer gavgâdan ye bidâd
Erir şemşîr-i zulmün âteş-i hûn-i hamiyetten

Ne mümkün zulm ile bidâd ile imhâ-yı hürriyet
Çalış idrâki kaldır muktedirsen âdemiyetten

Gönülde cevher-i elmâsa benzer cevher-i gayret
Ezilmez şiddet-i tazyikten te'sir-i sıkletten

Ne efsunkâr imişsin ah ey didâr-ı hürriyet
Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten

Senindir şimdi cezb-i kalbe kudret setr-i hüsn etme
Cemâlin ta ebed dûr olmasın enzâr-ı ümmetten

Ne yâr-ı cân imişsin ah ey ümmid-i istikbâl
Cihanı sensin azad eyleyen bin ye's ü mihnetten

Senindir devr-i devlet hükmünü dünyaya infâz et
Hüdâ ikbâlini hıfzeylesin hür türlü âfetten

Kilâb-ı zulme kaldı gezdiğin nâzende sahrâlar
Uyan ey yâreli şîr-i jeyân bu hâb-ı gafletten


Namık Kemal





15 Haziran 2022 Çarşamba

cz

                              

İkinci Yeni'nin de biraz ötesinde, kendi sancağında gürültülü bulutlar, dervişane hasretler, şiirin incelttiği gövdeler, sesler, Marmara toprakları, saçlarında lodos birikmiş aşklar, artisliklerle 40 yıl ve 7 yıl.

11 Haziran 2022 Cumartesi

KAVAK AĞAÇLARININ HIŞIRTISI



“Aslında anlatılana kadar hiçbir şey olmamıştır.”
Virginia Woolf

Ben çocukken Ay’ı Allah sanırdım. Gökte Ay'ı görünce, Allah’ın bizi izlediğini heyecanla düşünür, yine de bakmayı sürdürürdüm Korkuyla değil. Allah kelimesinin gözlerimizin önünde beyaz bir parıltı halinde olması beni rahatlatırdı. Köyümüzdeki o dar, iki yanında yıkık duvarların olduğu engebeli yoldan dedemgilin evine giderken, yolun sağındaki virane evin duvarlarına gölgeler inerken, bostanın yanındaki kuyu uyurken henüz çok küçükken yuttuğu dayımın oğlunun ruhuyla, akşam olurken, gökyüzüne akşam ezanı eşlik ederken, dedemin beyaz sakallı yüzü yürüyüşüme karışırken, birazdan oturacağımız yer sofrasının sevinci hissedilmeye başlarken, babamın ya da dayımın büyük adımlarına küçük adımlarım eşlik ederken, onların konuşmalarına kulak kabartırken, köpekler havlarken görürdüm Ay’ı orada. Çok yakındaydı ve çok uzaktaydı. Çok uzakta oluşu haşyet verir, çok yakında oluşu çocuk ruhumu efsunlu bir mutlulukla örterdi. Kalbim aya doğru yükselirdi o serin akşamlarda.
..........



"Kavak ağaçlarının çok uzağında yaşarken şimdi, ince uzun gövdesiyle bazen rüzgârdan yıkılıverecekmiş gibi sallanan kavak ağaçları, içimde duyduğum bitmeyen hışırtılarıyla uyuyamadığım gecelerde beni mutlu ederler."

10 Haziran 2022 Cuma

ALMANYA’DAN UKRAYNA’YA 5 BİN MİĞFER




Gogol çok üşüdü bu kış kendinden
Yaktı Ölü Canlar'ı ısınamadı
Bir keşiş yarattı kelimelerden
Delirdi olmadı öldü olmadı
.....
Zaman geçmiş geçmemiş tarih baki
Ukrayna kimseye yaranamadı
Doğudan kış geldi batıdan bahar
Mihver Kant, Hegel ve miğfer yolladı
......

26 Mayıs 2022 Perşembe

MELEKSİZ OLDUĞUM HER GÜNE SENİN KANATLARINLA BAŞLIYORDUM

 



Romanım

Kalbimin söylediği en güzel şarkı

Varlığına ve yokluğuna, kaybetmenin hazzına, yüceliğe ve sefalete, "aşktan aklını oynatanlara -şizofrenlere - aşırı romantiklere", kalp çarpıntılarına...

19 Mayıs 2022 Perşembe

ÖLÜRKEN ESTETİK


 

7 sene önce çekmiştim bu köpeği. Yaşlıydı, yorgundu, muhtemelen ölmüştür. Bakışlarında derin bir acı vardı, uzun uzun bakışmıştık, dile gelse anlatacaktı da. Arkadaki ağaç onun rüzgarda üşüyen hayatı gibiydi.

Hayatlarımızın bir savaş meydanı oluşunun tablosu olarak dursun burada. Bu savaşlardan yara bere içinde çıkıp bir şey olmamış gibi devam edişimizi hatırlatsın diye dursun burada. İçimizdeki köpek böyle acı çekerken gülümsemek zorunda oluşumuzu, hayata devam etmek zorunda oluşumuzu, bardağı oradan oraya almak zorunda oluşumuzu rahatsız etsin diye dursun burada.

Öldürmeyen hastalık güçlendirmiyor da, bunu bilenler için dursun burada.

6 Mayıs 2022 Cuma

sensiz

       

                                   



Annemle karanlık geceler bazı çıkardık.

Boşlukta denizler gibi yokluk ve karanlık

Sessiz uzatır tâ ebediyetlere kollar…

Gûyâ o zaman, bildiğimiz yerdeki yollar

Birden silinir, korkulu bir hisle adımlar

Tenhâ gecenin vehm-i muhâlât[1]ını dinler…

Yüksekte semâ haşr-i kevâkib[2]le dağılmış,

Yoktur o sükûtunda ne rü’yâ,ne nevâziş[3];

Bir sâ’ir[4]-i mechûl-i leyâlî gibi rüzgâr

Hep sisli temâsıyla yanan hislere çarpar.

 

Göklerde ararken o kadın çehreni, ey mah!

Bilsen o çocuk, bilsen o mahlûk-ı ziyâ-hâh[5],

Zulmette neler hissederek korku duyardı:

Gûyâ ki hafî[6] bir nefesin nefha-i serdi[7]

Rûhunda bu ferdâ[8]-yı siyeh-rengi fısıldar.

Sâkin geceler şefkat olan encüm-i bîdâr[9]

Titrer o karanlıkların evc-î kederinde[10]

Hüsrân ü tahâssür[11] gibi mâtem nazarında;

Gûyâ ki o dargın geceler rûhu boğardı,

Her şey bizi bir korkulu rüýâyla sarardı: 

Zulmet ki müebbed, mütehâcim[12], mütemâdi[13]

Eşkâle verir ayrı birer şekl-î münâdi[14],

Dallar kuru eller gibi mebhût[15] u duâkâr,

Zânû-zede[16] dullar gibi hep tûde-i eşcâr[17]

Çılgın dolaşan bâd-ı leyâlî[18] ki serâîr[19],

Pîş ü pey-i seyrinde koşar muzlim ü dâir[20]

En sonda nigâh[21]-î ebediyyet gibi titrer.

Tâ ufka asılmış sarı bir lem’a-i muğber[22]

Bir kafile-î rûh-ı kevâkib[23] gibi mâhmur[24],

Zulmette çizer Dicle uzun bir reh-i mâhmur[25]

Ondan yalnız rûha gelir bir gam-ı mûnis[26]

Yalnız o, karanlıklara rağmen yine pür-his,

Yalnız… Bu kamersiz gecenin zîr-i perinde[27],

Bir feyz-i ziyâ haşrederek âb-ı zer[28]inde,

Bir kafile-î rûh-ı kevâkib gibi mâhmur,

Zulmette çizer Dicle uzun bir reh-i pür-nur...


Dinlerdik uzun şi’rini ben lâl, o hayâlî,

Lâkin ne kadar hüzn ile tev’em[29]di meâli[30],

Gûyâ, o zaman nûrunu, ey mâh-ı mükedder,

Eylerdi semâ lü’lü[31]’-i hüzniyle telâfî[32],

Yıldızları göklerden alıp bir yed-i mahfî[33],

Bir bir o donuk gözlerin a’mâk[34]ına îsâr[35]

Eylerdi ve zulmette koşarken yine rüzgâr,

Rûhumda benim korku, ölüm, leyle-i târîk[36],

Çeşminde onun aks-i kevâkible dönerdik.

 

Ahmet HAŞİM

(Piyale, 1926)

 

 


[1] Aslı olmayan şüpheler.

[2] Birikmiş yıldızlar.

[3] Okşama, okşayış.

[4] Yürüyen.

[5] Işıldayan yaratık.

[6] Gizli.

[7] Bir nefesin soğuk kokusu.

[8] Yarın.

[9] Uyanık yıldızlar, uykusuz yıldızlar.

[10] Kederlerin en yüksek noktası.

[11] Duygular, düşünceler, hasretler.

[12] Birbirine hüum eden, saldıran.

[13] Devamlı, kesiksiz, sürekli, daima.

[14] Nidâ eden, seslenen, çağıran. Müezzin.

[15] Hayretle, şaşkın, mütehayyir. Sersem.

[16] Diz çökmüş.

[17] Yığın yığın ağaçlar.

[18] Gece rüzgârı, yeli.

[19] Gizli şeyler, sırlar.

[20] Daire, dönen.

[21] Bakmak, nazar etmek. Bakış.

[22] Tozlanmış, gücenmiş güneş ve yıldız gibi parlamak. Öfkelenmek.

[23] Yıldızlar.

[24] Sarhoşluğun verdiği sersemlik. Uykulu, baygın göz.

[25] Nurlu yol.

[26] Alışılmış, ehlileşmiş, cana yakın, sevimli, ünsiyyet edilmiş keder.

[27] Kanadı altında.

[28] Sarı renkli su.

[29] Birbirine benzer.

[30] Manası.

[31] İnci, parlak, ışıklı, kıymetli.

[32] Tamamlar, karşılar.

[33] Gizli el.

[34] Derinlikler, göz pınarları.

[35] Dökme, serpme, saçma. Kötülemek. Kasırga. Paha biçme.

[36] Yol. Gece yolu.

 


1 Mayıs 2022 Pazar

YİTİK TECELLİ



 .....


Hani Ankara olsa bir anlamı olurdu
Dergi toplantısında tartışma başlatmanın
Senin bahçende büyür adı sen olan çiçek
Ne çok uzağındayım soluduğun havanın

......

90’larda tanışsak Beyazıt Meydanı'nda
Yakılan bayraklarla 7 kere sevinçti
İslamcılık öldü ve dirildi edebiyat
Siyah beyaz ciddiyet internete yenildi

......

24 Nisan 2022 Pazar

sevgi duvarı


Sen miydin o, yalnızlığım mıydı yoksa
Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
Dilimizde akşamdan kalma bir küfür
Salonlar piyasalar sanat sevicileri
Derdim gülüm insan arasına çıkarmaktı seni
Yakanda bir amonyak çiçeği
Yalnızlığım benim sidikli kontesim
Ne kadar rezil olursak o kadar iyi

Kumkapı meyhanelerine dadandık
Önümüzde Altınbaş, Altın Zincir, fasulye pilakisi
Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar
Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
Öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
Çöpçülerin elleriyle okşardım seni
Yalnızlığım benim süpürge saçlım
Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

Baktım gökte bir kırmızı bir uçak
Bol çelik bol yıldız bol insan
Bir gece Sevgi Duvarını aştık
Düştüğüm yer öyle açık öyle seçik ki
Başucumda bi sen varsın bi de evren
Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
Yalnızlığım benim çoğul türkülerim
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi


Can Yücel
 

9 Nisan 2022 Cumartesi

ÇOK ESKİDEN RASTLAŞACAKTIK

                         


Dün bir kuzu gördüm
Sana benzettim
Korkuyordu sanki nefes almaya
Lambalara bakıp bakıp
Geç kalıyordum anlatmaya

Dün bir düş gördüm
Bana benzettim
Beyaz bir köpek koşarak saçlarıma
Nefes nefese kaçarken
Geç kalıyordum uyanmaya

.......