Adım neye verilir
Evlere -- ilerde
Kalmaz böyle evler
Boşlukta şiirlere verilir.
Adım nereye verilir
Sapa sokak kenar bir mahallede
Bana benzer
İyidir.
Adım kimlere verilir
Yok erkek evlâdım
Bu soy benimle biter
Geçmişlere verilir.
Behçet Necatigil
ve yüzün kelimelerden tanınmaz hale geldiğinde ve Allah seni teslim aldığında.
Adım neye verilir
Evlere -- ilerde
Kalmaz böyle evler
Boşlukta şiirlere verilir.
Adım nereye verilir
Sapa sokak kenar bir mahallede
Bana benzer
İyidir.
Adım kimlere verilir
Yok erkek evlâdım
Bu soy benimle biter
Geçmişlere verilir.
Behçet Necatigil
Yağmur bu kadar inceyken
Ağır açan bir gül kadar hafifken merhamet
Ölüm çok ağır Allah'ım
Ölüm çok ağır, affet.
Hafiften bir yağmurla Allah'ım
Musalla taşında bir gül kıl beni
Usulca bir güvercin
Kaldırsın ince kırmızı giysilerimi.
İznin olursa açılsın kuş dili
Söyleyiversin ince naif şarkılar
Zamanın süzgecinden geçen bedenimi
Dağıtıp savursun ruhumla birlik rüzgar.
Hüseyin Atlansoy
Benim çocuklar 4/B ile yaptıkları maçın son iki dakikasına 3-2 önde girdikleri halde iki dakikada iki gol yiyip maçı 4-3 kaybediyorlar gri ve soğuk gökler altında. Çok uğraştılar, ama yenildiler. Yenilgiyi kabullenemeyenlerin yüzlerindeki güzel kederle ayrıldılar sahadan.5/B’ye de 2-0 yenildiler bir önceki maçta.Hiç bir maç bana onları izlemek kadar keyif vermiyor.Bu yıl ve geçen yıl futbol turnuvasında şampiyon olmuşlardı.Onları diğer sınıflar da tanır.Ve onları yendiklerinde neden çok sevindiklerini anlayabiliyorum.İyi ve sağlam, futbolu şimdiden bilen bir takımı yeniyorlar.Saha kenarındaki tüm çırpınmalarım mağlubiyeti engelleyemiyor.Üzgünüz.Ama bu yenilgi bile bana başka türlü görünüyor.Bana benziyorlar yenilirlerken.Onları bu yenilgiden sonra daha çok seviyorum.Kendimi de o maçta görmek mübalağalı görünebilir.Ama biri de böyle bakmalı olup bitene.
ERKAN
KADİR BERKAY MALİ
TAMER
FURKAN ENVER
MEHDİ
AHMET
Hiçbir mağlubiyeti hazmedemiyorlar. Bu hazmedemeyişlerindeki öfkeyi yontmak istemiyorum.Yenildiklerinde çamur yapıp sağa sola sataşmıyorlar.Ama hırslarından ağlayanı,birbirine kızanı,başı önde sinirle sahadan ayrılanını görmek hoşuma gidiyor.Çok güzeller.Hırsla oyuna asılıyorlar.Bir vakitler ben de öyleydim.Kendilerinden geçerken yüzlerindeki ciddiyet onları gözümde büyütüyor.Ve bu 4-3lük yenilginin burukluğuyla kalıyorum.Gökyüzü çok uzaklarda bu hatırayı belleğine alırken biz yeryüzünde hayatlarımızın bir parçasını daha kaybetmenin şiiriyle, çocukların yüzünden bana düşen hüzünle ve bunlarla yapayalnız…
...............
Sen hüzne güzelliksin fotoğrafta
Dilini kaybeden şarkılar sensin
Bir gece uykuna yağmur yağarsa
O yağmur bendendir ıslansın sesin
Senin gözlerinde benden bir şey var
Ne kadar bakarsam o kadar bensin
Aş şiiri ara desem kendime
Baktığım her yerde görünmeyensin
...........
it yününden kesilmiş hırpani kumaşımla
dikiş dikiş kanadım -yozdular yabandılar
red meseli divitler karadut ağaçları
içip içip kanadım kavdılar kabuktular
.......
acı çekmek özgürlükse
özgürdük ikimiz de
o yuvasız çalıkuşu
bense kafeste kanarya
o dolaşmış daldan dala
savurmuş yüreğini
ben bölmüşüm yüreğimi
başkaldıran dizelere
kavuşmak özgürlükse
özgürdük ikimiz de
elleri çığlık çığlık
yanyana iki dünya
ikimiz iki dağdan
iki hırçın su gibi
akıp gelmiştik
buluşmuştuk bir kavşakta
unutmuştuk ayrılığı
yok saymıştık özlemeyi
şarkımıza dalmıştık
mutluluk mavi çocuk
oynardı bahçemizde
aramakmış oysa sevmek
özlemekmiş oysa sevmek
bulup bulup yitirmekmiş
düşsel bir oyuncağı
yalanmış hepsi yalan
sevmek diye birşey vardı
sevmek diye birşey yokmuş
acılardan artakalan
işte bu bakışlarmış
kuğu diye gözlerimde
gün batımı bulutlarmış
yalanmış hepsi yalan
savrulup gitmek varmış
ayrı yörüngelerde
acı çektim günlerce
acı çektim susarak
şu kısacık konuklukta
deprem kargaşasında
yaşadım birkaç bin yıl
acılara tutunarak
acı çekmek özgürlükse
özgürdük ikimiz de
Hasan Hüseyin Korkmazgil
Yazmak da hatıra oldu. Uzun zamandır bana yazı yazdırmadı hayat. Yazmak çaresizlik haline geldiğinde, çaresizlik yazıya döndüğünde başta yoruluyor insan ki cümleler aşılacak dağlar gibi... Yazı yazan adam! Kimdir o? Ne yapıyor? Allah'a mı, kime yazıyor. Allah okuyor mu bunları? Yazı yazan adam dua ediyordur. Yazı yazan adam kendiyle konuşandır. Belki hep kendisiyle konuşmuştur. Savaşmıştır. Kalbindeki hayvanla savaşmıştır.
Kalplerimizde bir hayvan var bizi yiyip bitiriyor. Fare gibi desem yetmez, küçük bir köpek, vaşak, kurt değil, sırtlan belki, kemiriyor, ısırıyor, kanatıyor, görünmediği için onu yenemiyoruz. Onunla baş edilmiyor. Onu verdiği acıdan tanıyoruz,ısırmasından, acıtmasından. Elimizi kalbimize sokup onu çıkarıp atamıyoruz. O devam ediyor, güzellik düşmanı. Şarkılar dinliyoruz onun ısırma seslerini duymamak için. Kan akıyor, akıyor, kan yayılıyor yüzümüze, kanlı yüzlerimizin hazin tebessümü ile bakıyoruz kendimize. Kendimize acıyoruz. Kendimiz olmaya acıyoruz. Kalp Savaş meydanı, onun av sahası. Kalp bitmiyor, savaş bitmiyor. Kalpteki hayvanla baş edemiyoruz. Sesleri duyuluyor bak, ısırma, kemirme sesleri.
Yapacak hiç bir şey yok. Unutmanın afyonunu serpmek istiyoruz kalplerimize, hayvan onu da yutuyor. Gün başlıyor ısırık sesleri ile, hayvan oluşumuzu hatırlatıyor o sesler. Biz insan olan hayvanlar o kemirme seslerini duya duya anlıyoruz ki biz de dil ve zarafet sahibi ya da diyelim örtünen hayvanlarız. Küçük bir hayvan , Nemrut'un beynindeki sinek gibi, bazı asalaklar gibi bizi yiyip bitiriyor. O seslerle yemek yiyoruz,çay içiyoruz, yürüyoruz, işimizde gücümüzdeyiz. Kulaklarımız yeterince duysa dünya o seslerin cehennemi olacak. İyi ki duymuyoruz.
Ben bunları yazıyorum o sesi duymamak için. Yazı bitince o sesle kalacağım. Yazıyı uzatmak istiyorum bunun kaçış olduğunu bile bile. Yazıdan da yükseliyor o kemirme sesleri.
Başta bu hayvan sevimli bir kedi ya da köpek yavrusu, kuş misali yumuşak, güzelliklerle beslenen bir hayvandı. Hep öyledir. Onu besleyemedik mi nedir kalbe sığan bir canavara döndü. Besini kalmayınca, kalbimizi yemeye başladı. Gece gündüz kemiriyor. Ona şiirler okuyoruz. Ona şarkılar ekliyoruz.
Durmuyor.
Annem için
İnsanlıktan çıktı mı aşka girer yal’nayak
Lügati paralamış yürek ki hala dilsiz
Niyet edip yattığı düşlerde onu sorar
Öyküsünü arayan bozkırlarda marşandiz
........