12 Haziran 2017 Pazartesi

AYNALAR KAPANDI



    Güneş, çocukların yüzünde daha bir güzel. Evimizin önünde onları seyrediyorum. İnşaat işçileri ya da taş ustaları beni çağırıyor çay içmeye. Sevinçle gidiyorum. Ama adamlar yüzüme baktıkça bir telaş kaplıyor beni. Ben de kapıya sıkışan sağ elimi anlatıyorum onlara. Eskidikçe bana saldıran aslında anlamsız sokaklar dolusu bir gençlik burası. Yazmazsam ölmeye yüz tutmuş çocukluk ölüleri. Şubat ayında kolonlar bile bitmemişti, ama şimdi boyası ve içi eksik sadece. Buna sevindim. Bilmem işte, adamlar yapmışlar. Şimdi de oturmuş çay içiyorlar bitirdikleri evin önünde. Yüzlerinde güzel bir gamsızlık. Komşumuzun kızı Semra da evlenmiş. Şuralarda koşturur dururdu. Daha dün gibi.

“ Vardım hind eline kumaş getirdim
   Açtım bedestanı sattım oturdum
   Sen benim başıma neler getirdin
   Ben senin kahrını çekemem gönül “

   Her defasında değişiyor buralar. Hep yeni bir dükkan. Park güzel olmuş dedi Muhammet. Kokoreç ne muhteşem ama! Dünyanın en iyi kokoreçi burada. Bulvarda yürürken içimde bir korku, ya karşılaşırsak? Ama bir yandan da görme isteği. Bulvar geçmişime doğru uzayıp gitmese ve yürüyüşüme yıllar karışmasa daha rahat yürürüm ya.. bu kez gitmedim kahveye. Karpuzkaldıran parkı kendini bir ağustos ikindisinde unutmuş gibi görünüyor yaslı gözlerime. Komutanın ikinci katında Sivasspor – Trabzonspor maçını 3 kişi izliyoruz. Buradayım. Maç izleyen bir kasaba insanıyım işte. Fazlası istanbulda yazı masamda kaldı. Yine de Turgutlu dinlendirirken boğan bir üvey anne sanki.

“ Eline aluben sazlar istersin
   Göllerde ördeği kazlar istersin
   Benden mahbup gelin kızlar istersin
   Ben senin kahrını çekemem gönül “                                                    
  
  Zaman geçiyor. Bir geçiş bırakıyor satır satır kağıtlara. O geçişin yazdıkları eşe dosta dağıtılıyor. Bakla ezmesi ve baklavayı çok güzel yapmış kardeşim. Tadı damağımda hala.

   Artık yazmamaya karar vermiştim. Bir daha kendime bu iyiliği ve kötülüğü yapmayacaktım. Ama hayattan anlamam ben. Elimden gelen bu. Büyük bir heyecanla beni çağırdı başlık. Kendimi bir bitişin tam da içinden seyrediyorum günlerdir. Neyin bitişi bilemem. Ama yazmayacaktım. Çünkü yazdığım dünyada yaşadığım için bunun zorluğunu biliyorum. Okumak lazım. Sonra bir sonraki kaderi sessizce beklemeli kişi. Bir şey yapmamalı. Namaz kılıp kitap okumalı.

“ Kara bulut gibi göğe ağarsın
   Sulu yağmur gibi yere yağarsın
   O yar senin değil ne çok bakarsın!
   Ben senin kahrını çekemem gönül”

   Aynalar kapandı. Bütün yüzüyle ağlayan bir kadın gibi yağdı yağmur. Bakışlarım soldu koridorlarda. Yollar, hayatı olduğu gibi kabullenenler için kısaldı. Yeğenlerim büyüdükçe anlıyorum ki yıllar da geçmiş gitmiş. Bir daha Turgutluya gitmem dedim yaz tatillerinde. Benim hayata baktığım yer kullanılmış, eskimiş, yorulmuş.

   Aynalar kapandı. Eşyanın arkasındaki hakikat beni yalnız bıraktı.

   Aynalar bakışlarımın üstüne sertçe kapandı…



    28.nisan.2009

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder