16 Mayıs 2013 Perşembe

mutlu son



sevgili mutlu son beni tanısaydınız severdiniz
kaybolacak kadar hiç yürümedim
kış mevsimini mp3e yükleyip dinlerdim sonsuza kadar 
kalp masajı sonunda aniden alınan nefesleri bilir misiniz
öyleydim

şekerliği anne duasıyla doldurmuştum, alır mısınız biraz
hem üç poşet çocuk sesi almıştım bakkaldan
beni tanısaydınız severdiniz mutlu son, biraz daha oturun lütfen
inanır mısınız dünya terlediğinde sırtına havluyu ben koyuyorum 
belki de aksi oluyordur
hayatı deli gibi alkışlıyor herkes
belki de aksi oluyordur

savaşta birliğini kaybetmiş er gibi aradım sizi mutlu son
birlikte rus ruleti oynayalım gitmeyin
tetiğe basmadan önce camı açarsam
rüzgar sizi düşündüğüm anları devirir 
telaşla toplarım kırıkları 
“tahmin ediyorsun öyleyse yanılacaksın” diye bir ses duyarız mutlu son
korkarız
telaşla toplarız kırıkları

şimdi bir besmele kapıya omuz atıp içeri girse 
yanan bir eve dalan bir anne gibi girse
ya da besmele bir şehir olsa, olabilir bence 
çay bahçelerinde 
beşerli altışarlı oturan insanlar piyano tuşlarına benzeyebilir
bir kayalıktan denizi seyretmeye benzeyebilir
ağlarken birine sarılmak gibidir belki

biz böyle bir hayatı ıskaladık işte mutlu son
o yüzden birlikte rus ruleti oynayalım gitmeyin
ilk sırada ergenliğim, onun gözü karadır
sonra silahı otuz yaşıma uzatın
siz mutlu son, hile yapabilirsiniz
ölmenizi asla istemem

ayşe sevim

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.