21 Eylül 2026 Pazartesi

şimdi bir ürüzgâr geçer

 



Bana yollardan bahsedin artık,
Büyüsün yalnızlığım.
Bir kadın ve bir gecelik sarhoşluğun peşinde
Ölüme benzer duraklardan.
Şimdi bir garip ürüzgâr geçer bilir misiniz?
Perdesiz, yataksız, ateşsiz
Saplı’nın hanındaki kavaklardan.


Halbuki ben yıldızlara bakanda
Ağlamalıydım.
Bulutlar bir yeşil, bir beyaz öylece
Kalbimde bir üzüntü kimsesiz, ürkek
Tatlı baş dönmelerine benzer bir gece
Sonra bir eski şarkı hatırlar gibi
Bir ses, yabancı ve güzel, uzaklardan.


Herkes kendi hürlüğünde ölmeli
Ölmek, ölmekse.
Asırlarca evvel bu dünya
Başka insanlarındı.
Kardeşçe uzatıyorum yanaklarımı, işte
İnsanca ateşler almak için
Gelip geçtikçe öpen dudaklardan.


Şimdi bir rüzgâr geçer kavaklardan
Saplı’nın hanındaki.

Hancı ısınır, yolcu üşür yalnızlığında,
Bir uzun iç çekiş büyür dağlara doğru
Bu son gecesidir artık ağladığımın,
Bırakın yeniden üzüleyim
İçimdeki yıllanmış meraklardan.


Turgut Uyar 


14 Eylül 2026 Pazartesi

hâkimiyet


 

"Büyük bir ülkenin hükümdarı olmasına, büyük miktarda para, silah ve çok sayıda asker, ordu birliklerine sahip olmasına, Asya ile Avrupa'nın en geniş ve en güzel bölümüne hükmetmesine rağmen elindekilerle yetinmiyor, mutlu olamıyordu.   


Hayalinde bütün dünyayı dolaşıyor, egemenliği altına almak istiyordu. Düşüncelerinde hep Aleksandros, Pompeius, Sezar ve onların itibarına eşit hükümdarla komutanlar vardı.   


Kişiliği, her alanda harekete susamış ateşli yapısı ve hükümdarlara özgü asil ruhu bu konularda ona çok yardımcı oluyordu."

4 Eylül 2026 Cuma

EŞYALARIN SÜKÛNETİ VE HAYATIMI KİM YAŞIYOR?

 


    “İyi hikayeler abartılmayı hak eder.”

                                                                                                                                                Gandalf

 


HİKÂYE

 

Her şey yavaş yavaş ama hissettirerek başladı. Hafif, az ağrılı ve müzikliydi. Bol dumanlı, mektupsuz ve deliliğin gölgesine bakarak başladı. Saçlarımdan itibaren kendini hissettirdi ve gitmedi. Gelmemişti zaten ve de gitmedi. Gitmez. Her şey sessizliğe çok benziyordu başta. Yaşlı bir şairin sakallarına benziyordu. Klavye sesleri ve harf sesleri olarak da başladı. Bitmeyen bir yağmur müziği gibi başladı. Sakindim. Seyrediyordum.

Bunu bir kurbağadan duymuştum. Ona hak vermiş ve başıma gelmemesi içinde hiçbir şey yapmamıştım. Zaten ne yaparsam yapayım başıma geldikten sonra hiçbir şeye dönüşecekti her şey.

Eşyaların eski huzurunu yitirmeleri ve daha sert bakmaları da aynı zamana rastlar. Çay bardağının benden uzaklaşması, halının katılığı, masanın soğuması, yastığın üşümesi, ayakkabılardaki küskünlük, solan gömlekler, çorapların mesafeli duruşu, suyun dindirmemesi, evin daha da buyurgan bir makine haline gelmesi, gündüz kullandığım insanlardaki yabancılık…. Hep aynı zamana rastladı.

Zamanla fotoğraflardan yüzüm silindi. Zamanla bazı kelimeleri kullanamaz oldum. Yüzüm ve kelimelerim en çok kullandığım eşyalardı halbuki. Bana sadece bunları anlamanın soğukluğu kaldı. Bazen onu sıcaklığa çevirebilsem de bu aslında sıcak değildi.

Kırmızıydık. Kırmızı deryasıydık. Benim her güne bir yazı borcum vardı. Ben cesaretim yüzünden mutsuzdum sense korkaklığın yüzünden mutsuzdun. Boşa çıkan rüyalar benim değildi. Benim olsalar boşa mı çıkarlardı?

Ev yanarken bunu ısınma vesilesi sayan büyük mavi sakallı bir adamın ruhuydum çoğu kez. Yüklerini attıkça uzayı bulan bir balon ya da. Roman yazmalıyım. En azından hikâye. Üslubum zindanım olduğundan burada bile rahat yok. Ben isterdim ki birkaç kişi gelsin bu yazıya. Bazı konuşmalar edilsin. Tartışma çıksın. Olay olsun. Bunu yaparsam kendimden uzaklaşacağım için bunu yapmaya korkuyordum ben.

O şey ne ise parmaklarım dışında her şeye sahip. Belki parmaklarıma çoktan sahip olmuştur da o yazdırıyordur bunları.


..............

2 Eylül 2026 Çarşamba

ZİYAN


 
Göğün uğrun uğrun sızısı mı var?

Yağmurun kan gibi yağışına ver

Öyle uzaklıklar ufuk çatık kaş

Nazını nimetten sayışına ver

                       

Tel dolap, peksimet, çokça acı su

Dedemin rahmetli oluşuna ver

Ne şehir fundalık ne kulda çapa

Buralarda yesir kalışına ver


.........


2009