19 Nisan 2020 Pazar

atımı istedim evin göğü gerindi (rondo)



Atımı istedim evin göğü gerindi
Çin gülleri bir yerden ordan geliyorum
Öyle sular dağların üstüydü isminiz
Yeşil, o solukları gibi rüzgarların
Bir bin yıl rüzgar değirmeninizde kaldım

Teb kralları gibiydim öyle yalnızdım
Bir çağda seni bu beyazlığında tuttum
Ak, sabah kalyonlarım hep gökyüzündeydi
        Ben rüzgar değirmeninizde kaldım

İşte ellerin o dünya kadar Akdeniz
Hansı, gecenin pancurunda Berk kuşlarım
Ey benim sığlığım eskim karanlığım siz
Yitik gülüşünün açtığı sular şimdi
Ben o gecelerde saçıydım çocukların
Bir bin yıl rüzgar değirmeninizde kaldım.


İlhan Berk

12 Nisan 2020 Pazar

güçsüz dilek


Kim devirdi bu kalın kütükleri
Nazlı sarı başaklar toprağına?
En verimli tohumları serpmeliydi
Ömrün en güçlü çağına.

Yok etmek gerekirdi yokluklar yoksulluklar
İçine düştükleri,
Belli bir yaştan sonra nasıl olsa artıyor
Hayatın güçlükleri.

Gençlerden ölümleri gizlemek gerekirdi
Ne diye zehir olsun şimdiden içtikleri!
Belli bir yaştan sonra nasıl olsa görür göz
Siyah servilikleri.

Yalnız aşk olmalıydı onların
Acı diye bildikleri,
Nasıl olsa yaşlanınca
Aşkın da hiçlikleri.

Behçet Necatigil

6 Nisan 2020 Pazartesi

TOPRAK KOKAN ODALAR


........................

"Çünkü senin varlığın adını ancak senin koyabileceğin o umudun içini kendinle doldurmak. Bu yüzden yaşayamaz hale geldiysen elinden gelenin sadece bu olduğunu da biliyorsun zaten.
Şimdi bunları sus!"

1 Nisan 2020 Çarşamba

yaşamın mor kağıdı için bir şiirimiz






Meyveler, tanrılar, köprüler üstüne söyleşiriz
Adları değişmez bizde kalan korsanların
Fırtına bizde de bir alışkanlıktır

Size yazmak istedik bunları Ankara’dan
Milas’ta bir değirmencisiniz
Oğlunuz uzun uzun nişanlı
Şimdiki adresiniz çocukluk anılarıdır

Kuşlarınız uçuyor derlenip savrularak
En basit kuşlarınız örneğin tarla kuşları

Okulda pul değişiriz, eller küçük ve nazlı
Sünnet düğünümüzde keçiler kesilmiştir
Bir öğretmen vurulmuştur bayrak törenimizde
Kaymakam köye gelip bize bir konuşma yapmıştır

İşte size bunları bir trenden yazıyoruz
Elleri eprimiş annesi bir Karslı arkadaşın
Niçin yaşıyoruzu nereden bilecektir
Anlamı var mı yok mu güneş falan doğdu battı

Üzülmek gözümüzde bir gelenektir
Yaşamı mor bir kâğıda güzelliyoruz

Her zaman dağların bir sahibi var mıdır
Çatışmada ölenler fotoğrafsız kaldıkça
Ve idam haberleri kısa yayınlandıkça

Köprüler, meyveler, tanrılar üstüne söyleşiriz
Yürek çarpıntımızdır biz eski korsanların
Uzun süreceği anlaşılan ayı koparılmış gece


Ergin Günçe

20 Mart 2020 Cuma

ve artık hükmü kalmayacak ölümün



              


Ölüler çırılçıplak birleşecek tek bir gövdede
Yeldeki ve batı ayındaki adamla;
Kemikleri ayıklanınca ve yitince arı kemikler
Yıldızlar olacak dirseklerinde ve ayaklarında;
Delirseler de uslu olacaklardır her zaman
Batsalar da denize doğacaklardır yeni baştan;
Sevenleri kaybolsa da sonrasız yaşayacaktır sevgi;
Ve artık hükmü kalmayacak ölümün

Ve artık hükmü kalmayacak ölümün.
Kıvrımları altında denizin
Yatacaklar upuzun ölmeksizin yelcene;
Kıvranıp işkence aletleri üstünde
Adaleleri çözülünceye dek
Kayışla bağlasalar tekerleğe ezilmeyecekler
Avuçlarında ikiye bölünecek inanç,
Tek boynuzlu canavarlar yönetecek onları
Yıpratamayacakları her şeyi o paramparça kıracak;
Ve artık hükmü kalmayacak ölümün.

Ve artık hükmü kalmayacak ölümün.
Martılar ağlamayacak artık kulaklarına
Dalgalar kırılmayacak gürültülerle deniz kıyılarında;
Bir mayıs çiçeği soldu mu hiçbir çiçek
Başkaldırmayacak vuruşlarına yağmurun;
Çılgın ve ölü olsalar da çiviler gibi,
Başları çekiç gibi vuracak papatyalara,
Güneş batıncaya dek güneşte kırılacaklar,
Ve artık hükmü kalmayacak ölümün.

Dylan Thomas

12 Mart 2020 Perşembe

Ben de!


Ben Türkçenin ezeli bir âşıkıyım. Hepimiz öyle değil miyiz?
Ben, Türkçeyi, muhtelif devirlerinde, muhtelif elbiselerle, muhtelif şekillerde gördüm ve sevgilimi o libaslar altında, kendi cevherinde sevdim.
Halid Ziya Uşaklıgil

5 Mart 2020 Perşembe

NUH'UN GEMİSİNE ALMADIKLARI


........

Büyük sözler fazla bekletildiklerinde intikam alırlar. Büyük sözler hayata karışmadıklarından adamı yer bitirir. Büyük sözler kururlar ve anlamlarını terk ederler. Yine de büyük sözler hatıralar yaratırlar.
Sen ve sokaklar büyür. Ağaçlara bir bilgelik siner bundan. Taşlar daha da ağırlaşır. YAŞAMAK BİR TAKINTI HALİNE GELİR. Nuh daha da gençleşir. Divanyolu’ndan bembeyaz bir gemi geçer bir sabah. Ve yine:
DîVANYOLU’NDAN BEMBEYAZ BİR GEMİ GEÇER BİR SABAH!

......