24 Haziran 2017 Cumartesi

NEDEN? - bir değini




  İnsan bir sehpayı neden sever? Üstelik çok da kullanmadığı halde... Bardakları tabakları kavanozları neden sever ? Renginde mi, tarzında mı, mobilyasında mı bir şey bulur? Bu sehpayı seviyorum dediğimde dünyadan çok uzaklaşıyorum ve dinleniyorum. Bu sehpayı sevmiyorum dediğimde ise dünyanın avuçlarındayım, çirkinim. 


   Eşyaların sükunetini dinlediğim uzun gecelerim oldu. Raftaki kahve fincanlarına bakıp huzur duyduğum, tabakları, bardakları dizerken sanki kafamın içindeki dağınıklıkları da toparladığımı hissettim. Hele geceyse, dışarıda kar yağmur ya da büyük rüzgarlar varsa ve eşyaları düzeltiyorsam bundan mutluluk duydum. Odaya baktım, kitaplığa baktım, kitaplara,sehpaya,masaya, mindere baktım. Büyük bir hayat,o ne demekse?- için yola cıkmış ve sonra bunların hiç birine inanmamış biri olarak her şeyi bir eve sığdırdım. 

  
  O her şey eşyalarla beraber, benimle beraber, bu sehpayla beraber uyuştu,dinledi,uyudu. Odada gezindim ve bunlarla sigaralar içtim. Sonra bunları düşünürken ve yazarken dünyayı fethettiğimi ve bütün bir hayatı katlayıp bu evdeki hayatın maketine hapsettiğimi, kendime de hapsettiğimi düşündüm. Sehpaya baktım, sandalyeye baktım, çamaşırları serdim ve çamaşırları serişime baktım, çamaşırlara baktım, raflara, çekmecelere baktım. Bardaklara baktım. Kaşıklara ,çatallara,kavanozlara, maket arabalara, kalemlere,çoraplarıma... İptal edilmiş bütün hayatların ve sevgilerin ve hırçınlık ve öfke ve kinlerin sonunda eşyalar bazen müzikler bazen de tv'den gelen seslerle yorulurken dışarıda hep kar yağsın istedim. Dünyayla aramda bir sınır olsun,ben eşyalara iyice gömüleyim istedim.

 

  Sehpayı sevmek,ona dokunmak, ona bakmak,orada dinlenmek... 

  
  Neden? Bana rağmen bende yaşayan, artık çoğu zaman ben olan bir münzevi huzur bulsun ve o huzuru benle paylaşsın diye.


fotoğraf: sergio leone once upon a time in america'nın setinde

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder