8 Ocak 2015 Perşembe

BİR RUHÇUNUN ŞİİRLERİ

                             

Dostoyevski ölmedi damarlarımda yaşıyor.
Geçmişimi düzeltmek için yaz(ş)ıyorum.

Allah ile senin aranda bir ip var ve sen her gece bu ipi çekiştirip…
Açık pencereden odaya dolan kar zerrelerini…
Noktalama işaretlerini ne diye güvenlik unsuru halinde…

Gece gelse fethetsem zamanı zannıyla felç olmuş hayatlarının yüzüne…

Kendini araç haline getirdiğinin farkındaysan mesele yok
Kendini araç haline getirmen ciddi bir mesele

Dönüp bana dedi ki dönüp tüm gözleriyle bana sonradan hatırlanan bir yaz mevsimi halinde bana dönüp yalan da olsa sonradan geçmişimi düzeltmek için yazmakken yazmak yazmak kendini bir çok şey zamanla bir şok şey sanıp…

Ruhun yaratılması sırasında olanlar ve canın ruha ayak uyduramaması sırasında olanlar ile ilgili meta psişik rabıtalar dedim.

Allah en çok sükûnettir.
Henüz konuşmadı.

Şimdi burada karşımda bütün uzay bu klavye şakırtılarını…

Düşün ki bir yalana hayatını vermeye razıyken hakikate karşı neden kaçmakla meşgulsün, soru değildir.

Karşılığı olmalı tüm sessizliklerin boşu boşuna susulmuş olamaz.

Bir ruhçunun mukadderatında gökyüzünden başka bir şey yoktur.

Bana kireç, s ile başlayan bir kelime, iskandil ve ruhu anlatan sessizlikler lazım.

Duaya başladığın anda dua bitiyor, yitiyor.

Kalbin henüz yaratılmadı.

Yunus Emre ruhçuydu.

Ve bu sebeple yalnızdı. Kendine bir dağ kurdu hepsi bu.

Size mutsuzluğun enerjisinden daha söz etmiş değilim.


Gece karanlık değildir ve avuçlarımdadır.






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder