20 Ekim 2014 Pazartesi

RÜZGÂR SANA NE SÖYLEDİ?

                        

Bugün evden çıkmadım. Yani kendimden çıkmadım. Gece rüzgâr yağdı. Allah’ın varlığını ve yokluğunu düşündüm. Terminalleri ve otelleri düşündüm. Duvar diplerini… Dağ kenarı yolculuklarını düşündüm, bu yazı hesapta yoktu.

Rüzgâr uzun soluklu hatıralar yığını gibi birikti dışarıda, panjurlarda, çatıda, alnımda… Sırf onu dinleyebilmek için her şeyin sesini kıstım. Rüzgârın sesi içimden geliyordu aslında.

Yaprakların ıslak sesini düşündüm. Elbiselerini düşündüm. Çıktığın balkonlarda seni seyreden geceyi düşündüm. Tırnaklarını boyadığını düşündüm. Pencereler çarpıldıkça sevindiğimi fark ettim. Sevildiğimi…

Evrenin sırrını düşündüm. Gezegenleri sallayan rüzgâr var mıdır dedim. Yaz denizlerinin şimdi karanlıklarda köpürdüğünü düşündüm. Bizim bir denizimiz olmadı, bunu düşündüm.

Soğuk, kapalı, karanlık, rüzgârlı havaların bana neden iyi geldiğini düşündüm.

Dışarıda, o derin nefes, ben onu buraya tercüme edeyim diye…

O dışarıda ben içerideyken kendimi daha güvende hissedebileyim diye…

Hayatım iç çeken uzun sürmüş bir rüzgâr oldu diye…










Hiç yorum yok:

Yorum Gönder