8 Eylül 2014 Pazartesi

KIZIMA MEKTUP



Canım kızım

Doğumunun geciktiğini biliyorum. Seni beklettiğimizin farkındayım ve küçük gözlerin her an bana sitemkâr bakışlar yolluyor ılık yağmurlar misali, biliyorum. Senin küçük ellerin henüz bize ulaşmadı. Henüz sesin bize her şeyi unutturmadı. Adın sararan yapraklar gibi kalbimin bir köşesinde bekliyor. Haklısın sana doğru attığım her adım beni senden daha da uzaklaştırdı. Tüm bunlar için senden özür dilerim. Ne desem kendimi affettiremem. Demek ki senden çok kendimi düşünmüşüm ki işleri bu minval üzre bir hal yoluna koyamadım. Beni affet.

Seni öyle özledim ki sen doğduğunda hüngür hüngür ağlayarak bu hasreti dindireceğimi biliyorum. Sen öyle özledim ki sen özlediğim her şeysin aslında bunun farkındayım. Bu beni telaşlandırıyor ama gene boş vermiş bir teslimiyetten kurtarmıyor beni. Bunun izahını nasıl yapmalıyım bilmiyorum. Zamanla senin hiçbir zaman dünyaya gelmeyeceğin düşüncesine inanıp kendimi salıveriyorum.

Senin dünyaya gelmeyişinin tüm suçlusu ben de değilim aslında. Ah bu dünyadaki işler! Bazıları için oldukça zor. O bazıları komik ve zavallı kurgular peşinden koşarken zaman üstümüzü başımızı eskiterek uçuyor. Bunu da kimseye anlatamıyorsun. Anlayamadığın şeyi nasıl anlatacaksın ki başkasına?  Kusura bakma ben senin yerine başka çocukların başlarını okşuyorum arada. Onlara sarılıp dinlendiğimi hissediyorum, kızma bana.

Seni çok seviyorum. Bunu hiç unutma. Bir gün birbirimize kavuşursak bunu sen de göreceksin. Kavuşamazsak en az senin kadar üzgün ve ağlamaklı olduğumu bilmeni isterim. Mukadderat. Öyle ya tüm bencilliklerimizi günahlarımızı hatalarımızı aptallıklarımızı yüklediğimiz kavram bu kızım. Kadere bağlamak her şeyi, elden ne gelir demek. Zaten bunun sırrını da henüz bilmiyorum.

Bazen seni evde dolaşırken, kitaplarımı karıştırırken hayal ediyorum. En çok şiir kitaplarına bakman beni mesut ediyor. Birlikte şiirler okuyoruz. Annen ödevlerini yapıp yapmadığını soruyor. Henüz yapmadığını söylediğinde bana kızmış gibi bakıyor. Sen o an gülümseyerek ikimize bakıyorsun. Uyumadan önce sana “Çocuk ve Allah”tan şiir okuyorum. Ve seninle o şiirler arasında var olan o saf bağlantıyı yüzünde gözlerinde okuyabiliyorum.

Sana çok uzak yollardan gelirsem, başarabilirsem sana kavuşmayı sana anlatacak çok şeyim var. Başaramazsam benim de baş edemediğim şeylerin olduğunu ve çok istediğim halde elimden bir şey gelmediği için sana kavuşamadığımı bilmeni isterim.


Hasretle gözlerinden, yanaklarından, parmaklarından, avuçlarından öperim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder