18 Eylül 2014 Perşembe

BİR ŞİLEP ÇİZİYOR KASIKLARIMIZI



Dolmabahçe bize bir sevinç ekliyor ve bakıyoruz.
Buraya yazı yazıyoruz.
Boşuz, kibir kumkumasıyız.
Başkalarının yerine korkuyoruz. Yürüyoruz.
Alıyoruz o bakışı göğe sığınıyoruz.
Senin uzun boylu güzel elbiselerini şakıyoruz.
Vinçin tepesindeki adamı alıyoruz bunu korku yapıyoruz.

Üsküdar alnımıza bir şerit çiziyor ve terliyoruz.
Camiler bulup bulup inanıyoruz.
Ve biz şüphesiz ki çaydan yaratıldık. Öyleyse onlara söyle manzara oyuk gibi çekiyor bizi.
Gemilere bakıp susuyoruz.

Gülüyoruz sesli.
Oysa ölçülü sevinçler ve sınırsız yeisten de yaratılmıştık, biliyoruz. Ekrandan bir atlı düşüyor halıya, siliyoruz.

Biz en çok yok oluyoruz.

Beylerbeyinde kimsenin ummadığı bir Kuzgun buluyoruz. Anladığımızda nasıl da rahatlıyoruz. Uykuda Hayyam oluyoruz.

Karaköy karanlığın kararlılığı olmuş, görüyoruz.
Yudumluyoruz günahın kokusunu.

Tırnaklarımı kesiyorum, havluyu değiştiriyorum, parmaklarımı Yıkıyoruz.

Genç şairler sanal için şiirler yazıyor, okuyoruz. Zeka Türkçenin boğazına kement atmış kanırtıyor. Seksi şiirler. Artık şiir kırbaçlanan bir at kadar hızlı. Bazısı şiir değil. Hiç biri şair değil. Çok hüzünlü sevişiyorlar ama sevişiyorlar. Duyuyoruz.

Denizin altında bir uyku buldum, uyumaya kıyamıyoruZ.

Bir şilep çiziyor kasıklarımızı.
Senin omuzlarından geçiyoruz.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder