31 Ağustos 2014 Pazar

ORPHANED LAND İÇİN, AŞKLA.

                  
20.  müzik mahcubiyetini dayatır orada. İsyan masumdur. Müzik hakikate karşı mahcup düşmüştür.
19. orphaned land olmasaydı bazı şiirlerimi yazamazdım muhtemelen.
18. eğer olan biten bu adamların anlattığı gibiyse hapı yuttuk demektir.
17. hapı yutmuş olmamızı çaktırmayanlar kazanır.
16. metafizik aslında sakin değildir.
15. zavallılığınızın örtünü üstünü. Ne varsa yakınınızda onunla örtünün.
14. orada çaresizlikten başka bir şey yok.
13.  hangi şiirleri hangi şarkıların yazdırdığını ibraz edeceğiz.
12. şiirimin müzikteki karşılığı onlardır, onların şiirdeki karşılığı şiirlerimdir.
11. bir konser sonrası kulise dalıp birlikte fotoğraf çektireceğiz.
10. fotoğrafın altında hiçbir şey yazmayacak ama ebedi gürültümüz duyulacak.
9.  gülümseyen bir iskelet, çatlayan gök, feryat eden ağaç, özünde iyi şeytan, dudakları kanayan öpülmekten bir kadın.
8.  bu yazıyı küfürsüz başaramayabilirim. Bok gibi iyi adamlar işte.
7. hayallerle yaşayanı, gerçeklerle sikerler denilmiş. Buradaki gerçek şaşıracağım ama orphaned land şarkılarıdır.
6. çünkü onların müziği müziğin olanca dağınık savrulan ve mücerred oluşunun rağmına gerçektir.
5. hayaller biz oluyoruz hayaller var olan her şey oluyor onları dinlerken.
4. ben bazen uzun bir sese sıkışıp kalmış bir yokluk oluyorum şarkılarında.
3. bütün hayatımız gürültülerimizle baş etmeye çalışmakla geçmiyor mu?
2. işte bastırılmamış hali orada, onlarda, burada.
1. orphaned land hakkında henüz bir şey söylemiş olmadım aslında.
2. itibarımın iadesidir orphaned land.
3. metalikanın nal toplamasıdır.
4. hakikatın kamaşan gözleridir. görürüm.
5. Ortadoğu kocaman gözlü kürt kızlarıdır, yağarlar.
6. bileğime çizilen tırmık, kan siyah.
7. gece böğürür bazen, duyarım.
8. ve ben hikâyesini şarkılarda kaybetmiş olan.
9. ve şarkılarda bulduğu hikâyesine onlarla anlayan.
10. bütün dünya orphaned land dinlerken kıyametin kopmasını isteyen, ben.
11. kendinle savaşırken kazanamazsın. Mezarında da titrersin.
12.  her nota demir yapraklar halinde yüzüne batar.
13. gökyüzü bizden razı değildir.
14. o an müzik yükselir yükselir yükselir
15. sıkışır kalırsın bu allahsız dünyada.
16. ağzından ateşler çıkar.
17. bir el sonsuzluğu düzenler.
18. bir el kalbine, o çürük ruh parçasına, kalbinden geri kalana dokunur.
19. ağlayan bir şey var
20. her şey yanlış anlaşılmıştır. Şiirdir o. Her şey sonsuza kadar yanlış anlaşılmıştır.

1.Her şey daima yanlış anlaşılacaktır!

MELANKOLİK MUTABAKAT


               
     Müzik, eğer iyiyse, tabiatın dili olarak kendini gerçekleştirir. Gökyüzü, mevsimler ya da gün batımı ne kadar gerçekse müzik de o denli gerçek olur bazen. Onlar gerçek şarkılardır, türkülerdir. O anlara bakışımızda içimize dolan huzura eşlik edebildikleri ölçüde güzel ve gerçek olurlar. Huzursuzluğa eşlik edişleri de aynı şekilde güzeldir. Gerçek dilsizdir, gece dilsizdir, güzellik de öyledir. Ve öyle bir müzik duyulur ki, gerçeğin, gecenin ve güzelliğin ötesini görürüz. Artık bunlar o müzikle yan yana gelir ve hiç ayrılmazlar. Durmadan yer değiştirmeleri de böyle başlar. Hangisi daha gerçektir diye sorulur bazen. Müziğin anlattığı mı, gerçek neyse onun anlattığı mı?

    Bazen acıdan şöyle kaçarız: müziğin verdiği çapraşık hisse tutunarak. Daha güzel ve estetik bir acı bize iyi gelir. Çünkü müzik acıyı daha derin bir kavrayış olarak bize verdiğinde anlarız ki o derinliklerde bir yerde hayata kök salmanın verdiği sağlamlık da vardır. Müzik, acı çeken kalbin aslında ne kadar güzel bir kalp olduğunu da hatırlatır ve o kalpten ümit kesmemek gerektiğini de … Çöküp kaldığımız o kasvet yüklü zamanlarda kalbimiz müzik sayesinde geçmişe ve geleceğe doğru gerilir. Geride kalana gözyaşı dökerken, geleceğe doğru serin bir bakış da kazanırız. Müziğin güzelliği ve yerli yerinde oluşuyla taşı gediğine koyması ile acının dili olup bizi kahretmesi arasındaki zıtlıktan doğar bir sonraki ana geçebilme cesareti. Evet deriz müziğe bırakırken kendimizi, aslında tam da böyle olmuştu. Ve evet bu an, hayatımın bundan evvelki bütün anlarının toplamı çünkü. Bu kadar derin, bu kadar doğru ve bu kadar güzel güzelliğe duyduğu hasretle…

    Çünkü kalbin ve ruhun insana dayattığı bir müzik vardır. Her güzel hareketimizin kaynağı odur. Biz acı çekerden de o müziği duyarız, bu kez daha güçlü bir şekilde. Boğazımızdaki düğüm hiç geçmese de ölüme bakmayı hüzünle öğreniriz.


    Kader, hep bir sonraki sessizliktir.              

30 Ağustos 2014 Cumartesi

havlular

 
Sen öldüğün gün
dolaptan bir havlu aldım
senin yardımın olmadan
havlunun ebadına ya da fonksiyonuna dikkat etmedim
el havlusu/ banyo havlusu/çay havlusu v.s
ayrıca bu havlunun,
banyo ve tuvaletteki diğer havlulara uyum sağlayıp sağlamadığına aldırmadım

ya da havlu biraz yıpranmış mı
ya da bu havlu
normalde evden başka birinin kullandığı bir havlu mu
sallamadım
ya da bu havlu altı sene önce gömdüğün köpeğinin havlusu mu
ya da bu havlu misafire mi ayrılmış
ya da olur ya bir gün kraliyet ailesinden ziyarete gelen olur diye kenarda bekletilmiş
Ya da bu havlu iyi huylu ve ahmak olması olası
bir uzaylı ırkla ilk göz teması kurduğumuzda, barış istediğimizi gösterecek bir havlu
İşte aldırmadan bunların hiç birine
Kaptım dolaptan bir havlu
Tam olarak alt üst etmedim dolabı
Bir şeyleri de kırıp dökmedim
Bir havlu aldım öylece
Ve sanki bir özgürlük eylemiydi bu
Sanki bir hazine buldum.


Jonny Fluffypunk

fragman sanatı


smaug'un çorak toprakları


destina / lale müldür







Dün gece sen uyurken 
İsmini fısıldadım 
Ve hayvanların korkunç 
Öykülerini anlattım 

Dün gece sen uyurken 
Çiçeklere su verdim 
Ve insanların korkunç 
Öykülerini anlattım onlara 

Dün gece sen uyurken 
Yüreğim bir yıldız gibi bağlandı sana 
İşte bu yüzden sırf bu yüzden 
Yeni bir isim verdim sana 

DESTİNA 

Sen öyle umarsız uyusan da bir köşede 
İşte bu yüzden sırf bu yüzden 
Yaşamdan çok ölüme yakın olduğun için 
Seni bu denli yıktıkları için DESTİNA 
Yaşamımın gizini vereceğim sana

mutlak yokluk için var olmuş kelimeler


"Şiir:...binlerce iplik, değerli taş ve işlemeden oluşur. Gökkubbe altındaki sonsuz uzaklık, küçük, hazin, unutulmuş ne varsa ona bakar. Bir savaş gemisi tarafından kurtarılmıştır benim şiirim... Şimşekler, fırtınalar ve gözyaşları arasında. Bunun içindir ki ona herkes kendisini anlatabilir, ama o asla gurura kapılmaz. 
Yola çıkarken şiirimle konuştum. Bana, 'ecelin gelinceye kadar korkuya bürün' dedi."

alaaddin özdenören

inanmadığım bazı şeyler


sadece müzikten anlamıyoruz, ölmeyi de biliyoruz.