16 Temmuz 2014 Çarşamba

ANNELERİYLE…


                                  
“O gün gün ışığından mahrum
mahrum bırakılmış genç kızlar
anneleriyle parka çıkarlar
anneleriyle anneleriyle anneleriyle “*

   Annem sağ dizini uzatıp zaman gazetesini okumaya başladığında, ayşe ve ben birbirimize bakıp gülümseriz. Çünkü evdeyizdir, dünya çok uzaklardadır, annem vardır, aşktan ve cinsellikten vazgeçmiş varlığım o anlarda tekrar çocukluğuna kavuşur, çünkü annem gazeteyi iki saat boyunca okur, bazen biz de duyalım diye sesini yükseltir, bir şeylere kızar, bazı köşe yazılarını beğenir, çünkü annem de bana benzer ve ayşe ve ben annem dizini uzatıp gazeteye iyice eğilerek okumaya başladığında  mutlu oluruz, çünkü  her işini yapıp bitirmiş, bir günü güzelce arkasında bırakmıştır, öyle ki annem gazetesini okuyup bitirdiğinde  beni bir sıkıntı kaplar, ben bilirim ki o orada gazetesini okurken ve ben de uğraştığım her neyse onunlaysam içim rahattır. Ama annem gazeteyi katlayıp bir köşeye bıraktığı zaman odadaki havanın değiştiğini duyarım. Katlanan gazeteye bakar ve katlanmış gazeteyi kendi sıkıntılarımın resmine benzetirim. Hiç bitirmesini istemem okumasını. Ama yarın akşam yine aynı manzaraya kavuşacağımı bilmek beni rahatlatır. Bazen takılırım, “ Sultan amma okudun yaa” diye. O da okuduğu bir haberle ilgili bir yorum yapar ve benim fikrimi sorar. Ve illa ki bir Hekimoğlu İsmail okumak ister bana. Ben de nemrut gibi davranır ve asla dinlemek istemem. Sonunda o kazanır ve en azından bir paragraf dinletir.

   Geçen ay on gün boyunca bendeydi annem. Evin hali ve kirliliği onu korkuttu ve her gün temizlik yaptı. Benim odamı ilk gördüğünde şunu dedi: “ oğlum dul mul bir tane bulalım sana da evlen.” Bunu Sabri’ye anlatınca o daha güzel bir çözüm buldu:”Oğlum baban bir daha evlensin, annen senin yanında kalsın.” Bu daha olabilir bir şey dedik sonra. Ve ben her gün anneme gazetesini aldım. O da akşamları yere oturup, sağ dizini uzatarak uzun uzun okudu gazetesini. Ben ona baktım ara sıra, odayı dolduran varlığının tadını çıkardım. Ona baktım ve cennetle cehennemin arasındaki dengenin nasıl da kurulduğuna şahit oldum her akşam. Masamın başında “ ateş hattında harf müfrezeleri”nin kumandanlığını yapmaya çalışırken, ona bakmak gökyüzüne bakmak gibi geldi bana. Hiç istemedim gitmesini. O evde olduğu müddetçe beni dinlendiren ne varsa onun varlığından bana aktı durdu. Öyle ki ona bakmak, annem oluşunu her sessiz bakışta yaşamak nefes almak kadar doğal. Bazen ayşe arardı ne yapıyosunuz diye. Ben de annem gazete okuyor derdim. Ve onun sorusu sevindirir bizi: “ sağ dizini uzattı mı?”. Anneme söylediğimizde bunu o da sesli sesli güler. Bu kadar. Ben o anlarda şöyle bir hayatın beni aradığını duyarım sanki: hiç evlenmemişim ve bir ömür annemle yaşayacağım.

   O gittikten sonra odam biraz daha tozlandı, mutfak daha bir dağınık, camlar tozlu, halılara bastıkça çoraplarımız tozlanıyor, doğrudur. Hatta ben, ev kirlendikçe annemim keyfinin kaçtığını hissedip ona karşı mahcup bile oluyorum. Ama benim aylardır çalışmayan televizyonun üzerine ayşeden kalma bir tülbent sermişti. Bu ne dedim. O kalsın, alma dedi. Hala durur o lacivert ve allı güllü tülbent televizyonun üzerinde. Komidinin üzerindeki kalem fincanını da kitaplığa koyduydu, bu da burada dursun diye. O da orada. Odaya bakıyorum ve bıraktığı boşluk da yerli yerinde duruyor..

   Ey gökyüzü! Orada havalar ve sular nasıl?

   Benim öğrencilerim bir kez daha beni sevindirdiler. Şunları yazmışlar bazı şiirlerine:

“ insanın arkadaşı olduktan sonra yıllar ona az gelir.” Onur
“ bu dünya benim için hayat değil, sanki bir hikaye.” Ayşe
“ gözlerim birden sızlıyor.” Berkay
“ sonsuzluğa uzayacaktı bu gözler, bir dolu su bardağı gibi akacaktı gözyaşları.” Muhammet
“ arkadaşlık karalansa karalanmaz.” Asiye
“ bazıları camdan bakar, bazıları yürekten bakar.” Mali
“ ben seni severim, gel okula gidelim.” Enver


 Yalnız topraklar…

 27.mart.2009



* Sezai Karakoç

4 yorum:

  1. *Asiye;bilmeni isterim ,arkadaşlar bazen kalbini karalıyorlar.
    yaram taze.unuturum elbet.

    *Annemi özledim.

    *itiraf.
    çok güzeldi.
    bu.

    YanıtlaSil
  2. *bazı yazılar ilaç gibi gelir.okursun ağrın diner.
    sonra gelip gelip okursun.
    ağrın diner.

    *Berkay,benim de gözlerim birden sızlıyor.

    YanıtlaSil