31 Mart 2014 Pazartesi

CENNET AZALIR.



insan bazen en büyük düşmanının kendisi olduğunu çaresizce fark ediyor

insan bazen sağlıksız bir umudun yatağından hiç çıkmamak ve kendini uçsuz bucaksız tesellilere kaptırmak istiyor

insan bazen sevmiyorsa nefret etsin karanlığında bir savaş yürütüyor

insan bazen çirkin taraflarını sahneye alıp alkışlıyor haz aldığı almadığı bu oyundan

insan bazen yanlış duaları bile bile ediyor allah’a ve sürdürüyor bunu

insan bazen allahı’n sesini kemik gibi görmek istiyor böğründe omzunda gözlerinde

insan bazen ben senin kederli oğlunum ya rabbi ve sen ne kadar sessizsin ey rab diyor

insan bazen sıradan hayat akışkanlıklarına gönül indirip kendini dinlendirir gibi yapıyor ama buna da razı olmadığı için kafasındaki kıvılcımların çakmaya başlamalarını kendisini çağırmalarını izleyip davete icabet ediyor

insan bazen ruh hastası olduğunu kabuullenip rahatlıyor

insan bazen dehşet içinde tüm yaptığının bir şiiri canlandırmak olduğunu fark edip telaşa kapılıyor

insan bazen kendine bu bozgunlar ortasında memleket icat edip ona sahip çıkıp aidiyet kazanıp kendini ifade etme çabasına giriyor

insan bazen allah diyor şeytana duyurmadan

insan bazen şeytanla fısıldaşıyor allah’ı pazarlığa çağırırcasına 


insan bazen mükemmel bir acının mükemmel bir mutluluktan daha keskin ve dokunaklı olduğunu anlıyor

insan bazen aşk hastalığının şifasızlığını tüm tekdüze dermanlara tercih etmek istiyor

insan bazen belada bulduğu hazzı devayla değiştirmeyi küçümsüyor

insan bazen takıntı merak röntgencilik canavarlarının uyanışını kendini keşfedişin sesleri olarak da dinliyor

insan bazen parmakuçlarıyla tüm hayatı idare edebileceği zehabına kapılıyor

insan bazen geçmişini zihninde onarıp kendini temize çekerken bu yaptığını yakalayan kem gözlerine yenik düşüp geçmişini yerin dibine batırıyor

insan bazen sadece bulutları düşünüyor bulutları uzun yenilgileri gölgeleyen bir hatıra olarak

ve bulutları göndermek istediği her hangi bir geçmişinde kendisine göz kırpsınlar diyerek....

20 Mart 2014 Perşembe

ormandaki vaaz




kendime diyorum bazen seni buldum
çekerken ağları sudan 
suyu bulursun öyle oldum
sana baktım bir bulutlar, davullar
şiirlerde gezdirdiğin çocuklar ve öğleler
atlar için sular soğuttuğum
orman büyük ve karanlıkmış, böcekler ateşliymiş, olsun
güç verir bana seni aramak için uzaklaşmak
orman yolu mutluluk veriyor’u çalarım ıslıkla
içinden geçerken dikenlerin gövdemi dinlerim
yaban meyvalarını burnuyla iten ceylanları bir mısrada severim
bunda ne var ki seni bulurum
defne yaprağı çiğniyorsundur ya da bir şey onu andıran
bir yağmur bitiyorsa başlıyorsundur yenisine
güzelsindir, iyisindir ve yaratılmış çamurdan
Ahmet Murat